Ayşe Kulin, aşırı çalışmaktan kolunun sakatlanması sonucunda, doktoru tarafından yazı yazması ve imza atması yasaklanmasına rağmen, benim röportaj talebimi geri çevirmedi. Her gün fizik tedavi gördüğünü ve günde yarım saatten fazla yazı yazamadığını söyleyen ünlü yazar, iyileşince tekrar çalışmaya başlayacağının müjdesini verdi.

Ayşe Kulin’in yeni Romanı “Umut-Hayat Akan Bir Sudur” üzerine ;

Mavianne: “Veda-Esir Şehirde Bir Konak”ı ve “Umut-Hayat Akan Bir Sudur”u yazarken, Osmanlı’nın son dönemlerinde maliye nazırı olan dedenizin anıları, belgeleri ve mektuplarından yararlandığınızı biliyoruz. Romanı oluştururken aile büyüklerinizin sözlü anıları da ışık tuttu mu size? Roman kahramanlarından günümüzde hayatta olanlar var mı?

Ayşe Kulin : Elbette. Dedem Ahmet Reşat’ı (anneannemin babası) kaybettiğimde dokuz, nenem Behice Hanımı kaybettiğimde ondört yaşındaydım. Mehpare’de ben onaltı yaşındayken öldü. Veda’da ve Umut’da yaşayan akrabalarımın ne yazık ki sadece çocukları ve torunları hayatta.

Mavianne: Umut’un kapak fotoğrafında çok şık, zarif bir hanım ve yakışıklı genç bir erkek görüyoruz. Bu fotoğraf anne ve babanıza mı ait?

Ayşe Kulin: Annemle babamın Ankara Güven Park’da 1936-37 yıllarında çekilmiş bir fotoğrafı bu. Gerçek fotoğrafın arka planında, on yedi yaşına kadar yaşadığım Soysal apartmanı gözüküyordu.

Mavianne: Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarına tanıklık eden Veda`nın ardından Umut ile, bu defa Cumhuriyet yıllarını anlatılıyorsunuz. Ancak, romanda bir aşk hikayesi daha ağır basıyor. Umut’dan sonra yazmayı planladığınız romanda, Cumhuriyet yıllarının ayrıntılarını daha ağırlıklı görebilecek miyiz?

Ayşe Kulin: Yazarların evdeki hesapları çarşıya pek uymaz. Umut’da Cumhuriyete daha fazla yer vermek istemiştim ama Beyazıt konağı ve orada yaşananlar ağır bastı. Bir sonraki kitaba, bu kitaptan eksilttiğim yerleri geri koymak istiyorum.

Mavianne: Çoğu insan yakın tarihimizi sizin romanlarınız ile daha iyi öğreniyor. Çünkü, romanlarınız tarih kitaplarından daha ilgi çekici. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Ayşe Kulin: Romanlar ve biyografiler her zaman tarih kitaplarından daha ilgi çekici olur. Eğer bir roman okurlarını anlattığı döneme dair sorulara yönlendirebiliyorsa, ne mutlu o yazara. Okurlar başka kitaplara başvurarak o sorularına yanıt ararlar. Okurun böylece okuma ve ilgi alanı genişler.

Mavianne: Roman bittiğinde, büyük teyzeniz Sabahat ile ermeni olan Aram’ın aşklarının sonunu merak ediyoruz, mutlu sona ulaşabilecekler mi? Bu aşkla birlikte Türkiye’deki Ermeni meselesine de dikkat çekiyorsunuz. O zamanlardan günümüze bu meselenin algılanması ile ilgili nasıl bir değişim oldu sizce?

Ayşe Kulin: Teyzem ve eniştem bir sonraki kitapta nihayet evlenecekler. Onlar bir ömür boyu mutlu yaşayacaklar ama Ermeni meselesi ne yazık ki mutlu sona daha çok uzun bir zaman kavuşamayacak. Bunda Türklerle Ermenilerin, aslında birbirine çok benzeyen ödün vermez karakterleri baş rolde.

Mavianne: Sizin doğumunuzla biten romanın ilk sayfalarında yer alan soyağacı sayesinde, roman kahramanlarının akrabalık ilişkilerini net olarak görebiliyoruz. Bir sonraki romanda, bu soyağacına eklenen hangi dalların hikayelerini okuyacağız?

Ayşe Kulin: Bir sonraki kitaba, benim ve kuzenlerimin torunlarını da kapsayan bir soy ağacı koyacağım. Öyküler torunlarıma kadar iner mi bilemiyorum. Herkesin illa benim aile fertlerime dair öyküler okumak isteyeceklerinden emin değilim.

Mavianne: Eşine hayran ve idealist, mühendis bir baba ile eğlenceli ve çocuksu bir anne. Bu güzel ebeveynlerin sizi yetiştirmesi hayatınızı nasıl şekillendirdi?

Ayşe Kulin: Ben inanılmaz derecede mutlu bir çocuktum. Kültür düzeyleri yüksek, eğitimli, görgülü ve ahlaki değerleri çok yüksek iki ailenin içinde büyüdüm. Ailemin bütün fertlerinden hep çok yakın ilgi ve içten sevgi gördüm. 18 yaşına kadar hayatta tek bir eksiğim, bir derdim olmadı. Hayatın bana hep böyle iyi davrandığını söyleyemeyeceğim. Sonra başıma neler geldi, onları okumak için 3. veya belki de 4. kitabı beklemek zorundasınız.

Mavianne: Geniş Zamanlar, Köprü ve Gece Sesleri romanlarınız dizi film olarak çekildi. Köprü’nün sinema filmi ise Ocakta vizyona girecek. Ailenizin hayat hikayesini anlatan Veda, Umut ve gelecek devam romanınızın filme çekilmesini düşünür müsünüz? Filmde sizi kimin oynamasını istersiniz?

Ayşe Kulin: Köprü’nün devamı gibi duran Vali filminin benimle hiçbir ilgisi yok. Veda ve Umut’un diziye çekilmesini istemem. Diziler kaçınılmaz olarak öyküleri dağıtıyorlar. Bu iki kitabın sinema filmine dönüşmesine, senaryoda söz sahibi olmak koşuluyla evet derim. Şu anda kimler oynasın isterim bilemiyorum ama oyuncuların tiyatrodan gelmelerini ve fiziki açıdan aile fertlerimi bana hatırlatmalarını arzu ederim. Çok ince ve zarif bir adam olan dedemi, kilolu birinin, çok beyaz tenli, sarışın kadınlar olan nenemi ve anneannemi esmer oyuncuların canlandırmasını, sırf romantik nedenlerle arzu etmem ama sahne dili de bambaşka bir şeydir. Yönetmene fazla karışmamak lazım.

Mavianne: Sizi bir çok yardım projelerinde görüyoruz. Son olarak da Müjdat Gezen’in resmettiği “Sit Nene’nin Masalları” kitabınızla UNICEF Anaokulu Projesine katkıda bulundunuz. Gündeminizde başka yardım projeleri var mı?

Ayşe Kulin: Şu anda yeni bir projem yok çünkü aşırı çalışmaktan kolum sakatlandı, bana yazı yazmak, imza atmak, ağır kaldırmak v.s, kolumda bir iyileşme sağlanana kadar yasak. Her gün fizik tedavi görüyor ve günde yarım saatten fazla yazı yazamıyorum. İyileşince tekrar çalışmaya başlayacağım ve ülkemin eğitimden yoksun kalan kızlarına nasıl yardımcı olabilirim ancak o zaman düşüneceğim.

Mavianne: Sorularımı cevapladığınız için çok teşekkür ediyorum. Bir sonraki romanda görüşmek üzere diyorum.

Reklamlar